NE MUTLU ‘ARIZAYIM’ DİYENE!

Facebook'ta Paylas



Küresel ekonomik kriz, küresel psikolojik krize dönüştü! Araştırmalara göre krizin psikolojik şiddetinden dolayı ‘arızalı’ insanların sayısı hızla artarken kendisine ‘arıza’ diyen yazar Sinem Ersever, arızalı insanların kitabını yazdı.

‘Ne mutlu arızayım diyene” sloganını kullanan yazar, “arızalarımız kusurumuz değil, kimliğimizdir” diyor. Hatta arıza hakları beyannamesi hazırlanmasını istiyor! Arızaların kendilerini öteki hissetmemeleri için milli eğitimde ders konmasını istiyor.
Sinem Ersever’in Arıza adını taşıyan kitabı Alfa Yayınları’ndan çıktı. Yazar kendisinin de arıza olduğunu itiraf ediyor ve kitabının çıkış noktasını şöyle özetliyor:

“Bu kitap, bir arıza tarafından, arızalar için ve ‘arızaca’ yazıldı. Arıza olmayı ve bu kimlikle yaşamayı anlatıyor. Arızaların içten ve dıştan görünüşünü tarif ediyor. Sadece arızaların dışarıdan nasıl göründüğünü değil, dünyayı içeriden nasıl gördüğünü de anlatıyor. Kitapta, biz arızaların ‘Tek kişilik insanlar’ olsak da ‘yalnız’
olmadığımıza dikkat çekmek istedim. Aslında, sandığımızdan daha kalabalığız! Arızlar en hızlı çoğalan azınlık durumunda! Artık arıza hakları konuşulmalı. Arızanın bir kusur değil, kimlik olduğunu anlatmak istedim.”

Türkiye’de arkeoloji, İngiltere’de medya eğitimi gören Sinem Ersever, yerli ve yabancı kaynaklar üzerinde bir yıllık bir araştırma sonucunda bu kitabı yazdı. Akademik araştırmalardan edebi metinlere kadar kapsamlı bir inceleme
ile, bir arızanın anatomisini çıkarıyor.

Kitaptan arıza olmak üzerine aforizmalar:

* Arızalar ‘birey’ halinde, normaller ‘birlik’ halinde yaşarlar.
* Her normalin içinde biraz anormallik, her arızanın içinde biraz normallik
bulunur.
* Arıza aklın öteki yüzüdür. Her arızadan bir deha çıkmasa da, her dehadan
bir arıza çıkar!
* Arızalı atalarını dinle: ‘Akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine, arıza
ol, dünya senin kahrını çeksin!’
* Modern tıp kitapları 365 farklı arıza çeşidi sayıyor.
* Her güne değişik bir arıza! Artık bilgi değil, arıza çağındayız.
* Dünyanın tüm arızaları birleşelim ve sesimizi yükseltelim,
terapistlerimizden başka kaybedecek şeyimiz yok!
* Ne mutlu arızayım diyene!

Dünyanın tüm arızaları birleşin!

“Ruh hali her zaman iyi olanlar yeteneksiz insanlardır!” Og Mandino

“Tamamıyla normal bir dünyada özgür olmanın tek yolu deliliktir.” J.G. Ballard, İngiliz yazar
KİTAPTAN ALTI ÇİZİLESİ SÖZCÜKLER

Dışarıdan sert ve incinmez görünebiliriz. Ama temelde çoğumuz, kırılgan ve hassas insanlarız.

Normaller, nedensiz gelgitler yaşamaz.

Biz gerçekleri dalgalı bir akarsuyun dibindeki taşlar gibi görürüz.

Bizler kendimizi bir arada tutabilmek için sık sık “kendimize” kapanmak,benmerkezci düşünmek, içe dönük yaşamak zorundayız.

Zamanında bir aile büyüğümüz şöyle demişti: ” Hayatta her şeyin nasılının merak edenler mühendis, ne zamanını merak edenler tarihçi, kimlesini merak edenler magazinci, neredesini merak edenler gezi rehberi, ne kadarını merak
edenler bankacı, neylesini merak edenler aşçı, nedenini merak edenler ise arıza olur….”

Eğer arızalı doğmamışsak yaşadığımız zorluklar bizi arıza yapmış demektir. Kabul ediyorum, arızalar dünyanın çiçekleri değil, dikenleri… Arızalar arası birlik olmadığı gibi, bir arızanın kendi içinde bile tek bir
bakış açısı yoktur.

Geçmişte reddedilmiş, dışlanmış, alay konusu yapılmış arızaları bekleyen muhtemel sonlardan biri: Gerginlik, kuşku ve öfke dolu paranoyak bir yaşam.

Bilirsiniz, normaller oldukça pragmatiktir. Arızasından fayda üretmeyenlere “bela”, üretebilenlere “deha” derler! Yani belalar da bizden, dehalar da!

Normallerin hızlı kavrayışına hayranlık duymamak elde değil! Gerçi sıradan bir arızaya bile akıl erdiremeyen normallerin, bir deha arızayı anlamak için
asırlar tüketmemesine şaşmamak gerekir.

“… ilhamsız üstün yetenek, arızasız da ilham olmuyormuş!”

İtalyanların dediği gibi “fazla iyi, hiçbir işe yaramaz!”

Sürü halinde yaşamak bizim doğamıza terstir.

Normaller, akıl fişlerini toplumun gelenek prizlerine takıp, otomatik pilotta giderler.

Muhtemelen bizim “tuhaf” bulunan talep ve hayallerimiz olmasa, normaller hala Ford’un ilk ürettiği tek renk arabalara biniyor olurdu.

Normaller bazen, sadece biz arızalara göre değil, kendi mantıklarına göre de anormal davranabilirler.

Arıza aklın öteki yüzüdür. Her arızadan bir deha çıkmasa da, her dehadan bir arıza çıkar!

Normallerin temel sorunu, istek ile ihtiyaç arasındaki farkı bilmemeleridir.

Bu yüzden çözümü aldıklarında değil alamadıklarında ararlar. Mutlu olmak için kendi dışlarındaki bir şeylere sahip çıkmaları gerektiğini bir türlü kavrayamazlar.

Her normalin içinde biraz anormallik, her anormalin içinde de biraz normallik var!

Bazen basit olan en iyi çözümdür ama biz buna inanmak istemeyiz. Fakir ama gösterişçiyiz.

Hem savaşçı hem de merhametli olmakla övünürüz.
Arızalarımız bizim kusurumuz değil, kimliğimizdir.

Biz arızaları normallerden farklı kılan şey beynimizdir. Arızalı beyinler, “görünüş” olarak normallerinkine benzemesine rağmen, “işleyiş” olarak oldukça farklı çalışırmış.

Yapıcı değil yıkıcı bir enerjiyle ortada dolanırız.

Arızaları paratoner gibi kendine çeken normallerin gayet sıradan hayatları vardır. Belki de bu bastırılmışlıklarını deşarj etmek için arızalarla takılırlar.

“En çok hoşunuza giden insan, kendimize benzettiğimizdir.” Moliere Arıza yapmamamıza yardımcı olmanın ilk adımı, bizi olduğumuz gibi kabul etmektir.

Aslında biz sorunlarımızın çoğuna “çare” değil, “anlayış” ararız. Arıza olmak “orijinal” olmaktır.

Popularity: 1% [?]

Possibly Related Posts:


Yazar Hakkında

metalcil Sitenizin 317 hikayesini yazabilirsiniz.

Yorumunuzu Bırakın

Eğer profil resminizin görünmesini istiyorsanız gravatar'a ücretsiz kaydolabilirsiniz.

feyza

Copyright © 2010 MetalciL. All rights reserved.
Bu sitedeki tüm yazı ve görseller çeşitli kaynaklardan derlenerek yayınlanmaktadır. metalcil.com bu bilgilerin kesin doğruluğunu kabul etmez. ~ Online Kişi